depresif bir metamorfoz okuması

kafka’nın dönüşüm kitabı hakkında birçokları ısrarla bunun bir “kapitalist sistem eleştirisi” olduğunu söyleyip durur. sistemli ve düşünsel bir absürt edebiyat ürünü olarak ele alındığını ve dolayısıyla duygusal değil mantıksal okumalarla kitabın yorumlandığını sık sık duyarsınız.

ama mesela bu kitabı hayatında en az bir kez majör depresyon yaşamış bir insana okutursanız daha ilk cümleden itibaren yapacağı yorum bellidir:
“gregor samsa, huzursuz kabuslardan uyandığında kendini majör depresyonda bulmuştur.”

Okumaya devam et “depresif bir metamorfoz okuması”

nevî tecessüs’ün tahniti

Yaralı ruhlar rıhtımında
Kurtarıcım gelecek diye beklerim
Karanlık günışığında
Ruhum ürperir, inler, sökülür
Gelmeyecek olan geminin iniltisiyle denize dökülür
Hani yarabandı iyileştirir derdin ama
Üzerime giydiğim cesedin ağırlığı canımı yakar
Atasım var üzerimden bu laneti
Kıvranır dururum karanlık günışığında yanarken
Küllerim içime doğar
Tekrar tekrar denize savrulurum.

Okumaya devam et “nevî tecessüs’ün tahniti”

torino atı

soba olmadığı için ayakları üşüyen çocuklardan, hediye olarak battaniye alındığı için mutlu olan çocuklardan, “gel markete gidelim  ne istersen alalım” diye götürüldüğünde 5 litrelik zeytinyağı alan çocuklardan; tüm insanlık adına özür dilerim.

böyle olsun istemezdim. zaten ben istemedim. gözyaşlarım dindirmez bu zalim dünyanın ateşini, biliyorum. ama affedin.

Okumaya devam et “torino atı”

kar soğuğu

kar soğuğu
07.02.25 – 02:36

bir şekilde döner aklın o eski deftere
yazdıkların yankılanır senden izinsiz
zihnindeki perdeler düşer, sen ağlarsın ardından
tükenir sözlerin anlamı, şiirler şarkılar boş gelir

sigaran tellenir, dillenir yalnızlık
bir fısıltı tutulur kafanda susmak bilmez
en derininde tüm kalabalıkların,
yalnızsın işte kimse bilmez

Okumaya devam et “kar soğuğu”

Unity: The Convergence of Paths

Life unfolds before us as a journey marked by profound voids and identity crises. At times, these empty spaces compel us to seek fleeting relief in the material world, yet at other moments, they become the beginning of an inner awakening—an enigmatic rebirth. Much like the sun rising from the West, this light, born of the West, offers us an opportunity to illuminate the darkness within. The sign of the sun’s western rise, as described in eschatological traditions, may be seen as a symbol of our own inner transformation, self-awareness, and the union of all things.

The concept of Tawhid teaches us that all things come from God, and all things belong to Him. In Islam, this belief extends beyond external doctrine into an inner call to find peace and unity. Tawhid beckons us to transcend the ego and return to the essence of our being. Ego, the force that places itself at the center, creates a barrier, but overcoming it leads us on a journey toward union.

Okumaya devam et “Unity: The Convergence of Paths”